Risk yönetiminin temel taşı olan sepet yapmak neden bu kadar önemli, fonlarla portföy çeşitlendirmesi nasıl yapılır?
Yatırım araçları; risk seviyesi, getiri türü, vade, likidite gibi özelliklerine göre sınıflara ayrılır. Kısa vadeli mevduat, tahvil ve repo işlemleri düşük riskli yatırımlar arasında yer alırken örneğin türev ürünleri ve kripto paralar yüksek risk seviyesine sahip alternatiflerdir. Bonoların getirileri vade sonuna kadar tutulmaları durumunda sabittir, hisse senetleri ise anlık değişimlere açıktır. Bu bağlamda birçok yatırım enstrümanının birbirlerine göre farklılıkları, temel nitelikleri vardır. Birikimlerin değişik özellikteki yatırım araçları arasında pay edilmesi, yani sepet yapmak, zorunluluğun ötesindedir ve finansal konjonktürdeki en temel işlemlerden biridir. Peki, risk yönetiminin temel taşı olan portföy çeşitlendirmesi neden bu kadar önemli, sepet yaparken nelere dikkat edilmeli ve fonlarla sepet kurma ipuçları neler? Gelin, bu soruların ve daha fazlasının yanıtlarına birlikte bakalım.
Portföy Çeşitlendirmesi Neden Önemli?
Bireyin veya kurumun sahip olduğu yatırım araçlarının toplamı olan portföy, risk toleransı adı verilen psikolojik temel ve geleceğe dair yatırım hedefleri doğrultusunda meydana getirilir. Yemeği fazla kaçırdığınız bir akşamı düşünün, ardından kendinizi daha iyi hissetmek için yürümek istersiniz. Buradaki psikolojik arka plan, bir tür dengelemeyi temel alır. İşte yatırımlarda da aşırıya kaçan ‘riskli’ yatırımın yanında sabit getirili, düşük riskli finansal araç tercihleri ile (örneğin tahviller, kısa vadeli mevduat, vb.) stratejik yatırım tabanlı dengeleme hedeflenir. Sağlıklı ve bilinçli bir bakış açısıdır.
Yatırımcıların risk toleransı ve hedeflerine göre oluşturulan portföylerde çeşitlendirmenin amacı; yatırım araçlarının yüksek korelasyon nedeniyle aynı yönde hareket ederek toplam portföy değerini olumsuz etkilemesini önlemek, yani portföy oynaklığını azaltmaktır. Tek yatırıma bağlı kalmak risk teşkil eder, çünkü getiri düzeyi enflasyona göre düşük olabileceği gibi aşağı yönlü seyirde portföyü dengeleyici herhangi bir unsur (farklı yatırım araçları) olmadığı için kayıplar önlenemez düzeye gelebilir.
Ekonomik koşullar, piyasadaki trendler ve yatırımcının kişisel durumundaki değişimler gibi nedenlere paralel olarak varlık sınıflarının performansının takip edilmesi ve bazılarının portföydeki ağırlıklarının (oranlarının) değiştirilmesi gerekebilir. Portföy dengeleme adı verilen bu yaklaşımla birlikte portföy çeşitlendirmesi, koşullara ve zamana bağlı olarak proaktif yönetimi gerekli kılar.
