Adım 3 – Fon Türlerini Tanıyın
‘Dalgalı’ ve ‘yüksek getirili’ olasılıklardan güvenli limanlara başlıca fon türleri şöyle sıralanabilir;
Hisse Senedi Fonları – Daha Yüksek Getiri Arayanlar İçin
Portföyün en az yüzde 80’inin Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetlerinden oluştuğu yatırım fonlarıdır. Fonun yüksek getiri potansiyeli, aynı zamanda risk barındırır. Uzun vadede diğer fonlara göre getiri potansiyeli yüksektir.
Tahvil/Bono Fonları – Güvenli Liman Arayanlar İçin
Portföyün en az yüzde 80’inin kısa adı DİBS olan devlet iç borçlanma senetleri, özel sektör tahvilleri ile bonolardan oluştuğu yatırım fonlarıdır. Güvenli liman arayanlar için ideal alternatiflerden biri. Zira daha öngörülebilir getiri sağlar.
Karma ve Dengeli Fonlar – İki Dünyanın Dengesi
Adından da anlaşılacağı üzere ‘karma’ bir stratejinin izlendiği, portföyün içeriğinde hisse senetleri, tahvil, bono ve yabancı varlıklar gibi çeşitli yatırım araçlarının bulunduğu fon türleridir. Riskli hisse senetleri ile çok daha az riskli menkul kıymetlerin bir arada olduğu dengeli bir profil esas alınır.
Alternatif Fonlar (Altın, Yabancı Hisse Senedi, Tematik Fonlar)
Alternatif kelimesi, genelde daha spesifik yaklaşımlar için kullanılır. Alternatif fonlarda da hisse senedi, tahvil gibi yaygın enstrümanların yer aldığı klasik fonlardan ziyade girişim sermayesi, arbitraj, kıymetli madenler, kaldıraçlı işlemler gibi alanları barındıran oldukça sofistike stratejiler izlenir. Risk düzeyi orta-yüksek seviyelere ulaşabilir, diğer taraftan portföyde yer alan kaynaklara bağlı olarak getirileri beklentilerin üzerinde olabilir. Altın fonları, yabancı hisse senedi fonları ve tematik fonlar, en çok bilinen alternatif fonlar arasındadır.
Adım 4 – Portföyünüzü Çeşitlendirin
Portföyün çeşitlendirilmesi demek, getiri potansiyelinin çeşitlendirilmesi ve risk faktörlerinin organizasyonu demek. Tüm yumurtaların aynı sepete konulmaması gerektiği şeklindeki kadim özdeyiş, tam da şimdi akla gelebilir. Portföy dağılımı; negatif korelasyon, sistemik risk, piyasa koşullarına göre değişim gibi olumsuz olasılıklara karşı bir tür önlem maiyeti taşır.
Portföyün çeşitlendirilmesi risk toleransının yanı sıra yatırım hedefleri, strateji, finansal durum ve likidite ihtiyaçlarına da temas eder. Aynı zamanda çeşitlendirilmiş bir portföy oluşturmak, finansal refaha ulaşmaya ilişkin başlıca algoritmik temeller arasında gösterilir.
Portföy oluşturulurken farklı varlık sınıflarının getiri beklentileri, türleri, risk profilleri ve birbirleri ile ilişkileri dikkate alınmalıdır.
Varlık dağılımı yaparken şu soruların yanıtları aranmalıdır;
- Hangi varlıklara yatırım yapacağım?
- Nasıl yatırım yapacağım?
- Ne kadar yatırım yapacağım?
Sağlıklı bir varlık dağılımı için de şu özellikler dikkate alınabilir;
- Gelir ve toplam varlık seviyeleri,
- Hedefler,
- Vadeler,
- Bilgi düzeyi,
- Risk toleransları.
Portföy, genellikle farklı korelasyon özelliklerine sahip yatırım araçlarını bir araya getirerek çeşitlendirilir. Toplam portföy riskini azaltmaya yönelik, onlarca yıldır uygulanan ve önerilen bir stratejidir. Bu bağlamda hangi varlıklara yatırım yapacağım sorusuna profesyonel düzeyde cevaplar veren yatırım fonu yatırımları ile portföyünüzü güvenle çeşitlendirebilirsiniz.
Adım 5 – Düzenli Takip ve Disiplinli Yatırım Yapın
Fonların değerlendirildiği yatırım enstrümanlarının incelenmesi ve değerlendirilmesi, yatırımcı açısından kritik unsurlar arasında. Getiri performansına fonun günlük, aylık, yıllık ve daha uzun süreli performansının incelenmesi ile ulaşılabilir. Fon performansı ise fonların fiyatları, getirileri ve kıyaslamalarının takibi ile izlenebilir. Yayımlanan fon bültenleri, raporlar ve veri odaklı diğer kaynaklar da incelenerek ‘yakın’ okumalar gerçekleştirilebilir.
Piyasalar, birçok nedene bağlı olarak dalgalanabilir. Komplike durumlarda panik yapmak yerine stratejik yaklaşım, temkinli ve sakin bakış açısı iyidir. Panik zamanları, hatalı yatırım kararlarının yanı sıra dijital dünyada otomatik emir kazaları ve yanlış varlığa yatırım gibi istenmeyen kazalara da neden olabilir.
Yatırımlarda kısa vadeli düşünmek yerine uzun vadede hareket etmek, pozitif bir yaklaşımdır. Yatırımın doğasındaki ‘kötü havalar’ yani artan oynaklık gibi anlık etki gösterebilen koşullar, bir süre sonra yerini ‘güneşli havaya’ bırakabilir. Bu sürecin doğasındaki makul akış içerisinde yatırım yapan herkes, büyümenin gücünden çok daha proaktif ölçekte yararlanabilir.